Evet doğru; beni duydun… Sana söylüyorum… Sana sesleniyorum.

Gözlerinin içine bakıyorum, (pekala, şu an muhtemelen bu makaleyi okuyor olduğun için gerçekten değil, ama mecazen, suratında tepegöz gibi bir delik açıyorum şu an) ve hiç şansının olmadığını söylüyorum.

Eğer bu makaleyi okuyup, bu listeye şöyle bir bakıp ve sana ait olmadığını iddia edebiliyorsan, biraz endişelenmen gerektiğini söylüyorum.

Aslında, bir hayli endişelenmelisin. Her şeyi bırakıp bir an önce dünyadaki varlığını sorgulamalısın. Bir ayna bulup gözlerinin içine bakmalı ve elini kaldırıp kendine bir tokat atmalısın.

Anladın mı? Şimdi kendine gelene kadar bunu yap ve hazır olduğunda okumaya devam et.

Sokak becerilerinden bahsediyorum evlat!

Sıkı çalış, abartmadan eğlen, sınıftan birincilikle mezun ol yeteneklerinden bahsetmiyorum.

50.000+ dolarlık diplomanın, sahip olduğuna inandırdığı, boşverip, dersleri asıp, ot içip, partilerde eğlenerek içki içip ama yine de mezun olmanı sağlayan becerilerden hiç bahsetmiyorum bile.

“Kapıdan dışarı adımı at, biraz hareketlen ve bir halt becer gibi becerilerden bahsediyorum! Annenin dizinden kalk biraz, işini bırak, “s*keyim dünyayı” de ve sonra gerçekten de yap bunu; gibi becerilerdenbahsediyorum.”

Gerçek dünyada, anne babanın oluşturduğu güven baloncuğunun dışında veya tüm eğitim sistemimizin etkisi altındaki ideolojik beyin yıkamanın dışında geliştirdiğin becerilerden.

Bedelini ödemeye istekli olduğu takdirde herkes tarafından edinilebilecek becerilerden. Hızla yok olan becerilerden.

Sınıfta veya ders kitaplarından öğretilemeyecek becerilerden bahsediyorum. Sadece yaparak öğrenebileceğin becerilerden bahsediyorum; uçmayı öğrenmek için uçurumdan atlamak gibi…

Sadece kendi özünü bulduğunda, kendini riske attığında veya başarısızlık ihtimaline kendini maruz bıraktığında geliştirebileceğin becerilerden.

Sadece, o tek muhteşem şeyi başarmak için her şeyi göze almaya razı olduğunda geliştirebileceğin becerilerden.

Şu ana kadar sahip olduğunu sandığın becerilerden.

“Kısaca söylemek istediğim; bu hayat denen oyunda hiç şansın yok…”

1 :: Çünkü Yeteri Kadar Başarısızlığa Uğramadın

Çünkü bu sıradanlık içinde rahatsın, çünkü denemek istemiyorsun.

Çünkü o (belki de programlama) dili gerçekten öğrenmek yerine, onun hakkında konuşmak çok daha kolay.

Çünkü her şey çok zor veya çok karmaşık bu yüzden “oturarak bunu geçiştireceksin” veya muhtemelen “yarın yapacaksın”!

Çünkü işinden nefret ediyorsun ama yeni iş aramayacaksın, çünkü reddetmeyi reddetmek daha kolay.

Çünkü sen orada oturup denemekte başarısız olurken, ben başarısız olmayı deniyorum, yeni şeyler öğreniyorum ve mümkün olduğu kadar hızlı çuvallıyorum.

Çünkü ben çuvalladıkça öğreniyorum ve sonra yönümün ileriye dönük olduğundan emin olmak için rotamı tekrar çiziyorum. Çeliği sertleştirme süreci gibi, önce ateşte tutuluyorum ve dövülerek şekillendiriliyorum. Eğer aynı şekilde sertleştirilmediysen seni ortadan ikiye bölecek, jilet gibi keskin, cilalanmış uçları olan bir kılıç şekli veriliyorum.

2 :: Çünkü Başkalarının Ne Düşündüğü Umurunda

Çünkü uyum sağlamak zorundasın.

Çünkü sadece başkaları ile aynı şekilde farklıysan havalı olacağına inanıyorsun.

Çünkü dünyanın sana nasıl bakacağından korktuğun için “gerçek seni” kabullenmekten korkuyorsun. Böyle düşünüyorsun çünkü sen de başkalarını yargılıyorsun. Bu da demek oluyor ki; diğer insanlar da seni yargılıyor olmalı.

Çünkü yaptığın şeylerden çok sahip olduğun şeyleri önemsiyorsun.

Çünkü sen dışarıda paranı yeni giysilere, yeni arabalara, pahalı yemeklere veya geceleri barlarda harcarken, ben kendime yatırım yapıyorum. Ve sen dünyaya uyum sağlamaya çalışırken ben dünyayı kendime uyduracağım.

Çünkü kendime olan bütün güvensizliğimi pervasızca terk edeceğim ve kendimi dünyaya maruz bırakacağım. Senin fikrinin etkileri bana işlemeyecek ve sen sıradanlığa bağlanmışken, benim sıra dışı şeyler keşfettiğimi bilerek fikir kalabalığının ortasında çırılçıplak duracağım.

3 :: Çünkü Gerçekte Olduğundan Daha Zeki Olduğunu Düşünüyorsun

Çünkü başkalarının yaptıklarını yaptın; onların çalıştıkları şeylere çalıştın ve onların okuduklarını okudun.

Çünkü öğrendiğin ne varsa onların sınavlarını geçmek için öğrendin ve bunun seni zeki yaptığını düşünüyorsun.

Çünkü öğrenmenin sadece okulda yapılan bir şey olduğunu düşünüyorsun.

Çünkü sen orada üniversite okurken, ben hayatı okuyordum; sınıfta oturarak dünyayı öğrenmek yerine ben yaşayarak öğrenmeye gittim.

Çünkü ben üniversiteden getirip çerçeveletebileceğin herhangi bir kağıttan daha fazla bilgiye sahibim. Çünkü zeka ne öğrendiğin değil, nasıl yaşadığındır.

Bir üniversiteden diplomam olmayabilir ama hakkında tutarlı bir şekilde konuşamayacağım bir konu bulman için sana meydan okuyorum!

Çünkü eğer geçmem gerekseydi senin girdiğin sınavlardan geçerdim ama sen hayatın benim karşıma çıkardığı sınavlara bir saniye bile katlanamazdın. Çan eğrisi veya yüzdeliklerle değerlendirilen sınavlar değil, tek bir şartla ile değerlendirilen sınavlar: hayatta kalma ile!

4 :: Çünkü Okumuyorsun

Çünkü sadece okuman zorunlu tutulan şeyleri okuyorsun ya da hiç okumuyorsun.

Çünkü sana göre tarih sıkıcı, felsefe ise saçma.

Çünkü sen, yeni bir şey keşfetmek, birisinin zihnine balıklama dalarak etrafındaki dünyayı daha iyi anlamaya çalışmak yerine oturup “E!” ya da “MTV” izlemeyi tercih ediyorsun.

Çünkü dünyada var olan bütün gücün bizden önce yaşamış olanların kelimelerinden geldiğini ve arzuladığın herhangi bir şeyin, önceden olduğundan çok daha fazla miktarda erişilebilir olan bu kelimeleri tarayarak elde edilebilineceğini kabul etmek istemiyorsun.

Çünkü bu makaleyi okuman gerektiğini bilmene rağmen muhtemelen okumuyorsun.

Çünkü bu makaleyi okuyan insanlar zaten bu şeyleri zaten biliyorlar.

Çünkü bir atı suya götürebilirsin ama su içiremezsin.

5 :: Çünkü Meraktan Yoksunsun

Çünkü haberleri devlet kontrolündeki, birbirinin kopyası medyadan öğreniyorsun.

Çünkü şu basit soruyu sorma isteği duymuyorsun: “Ya hepsi bir yalansa?” ve gerçekten de öyle olma ihtimalini veya kitle medya yöntemlerinin, senin dikkatini başka yönlere çekmek olabileceği ihtimalini kabul etmek istemiyorsun.

Çünkü bana çok bilmiş diyorsun ama kendine cahil demeyi kabul etmiyorsun.

Çünkü konu ne olursa olsun ben bilgiye açım.

Çünkü sen Candy Crush veya Megalopolis oynarken, ben sicim teorisi ve kuantum mekaniği hakkında bir şeyler okuyorum.

Çünkü sen zamanını Tosh.o ile harcarken ben video nasıl düzenlenir, İnternet sitesi nasıl kurulur, mobil uygulamalar nasıl tasarlanır, bunları öğreniyorum.

Çünkü seninle bir konuda bire bir tartışsaydık seni ezip geçerdim. Bana karşı kullanabileceğin her şeyi anlayabilmek adına, mümkün olan her açıdan kendi savımı çürütmek için bir bakış açısı sunardım.

Çünkü tartışmanın iki tarafını da anlamaya kendimi öylesine adardım ki senin tuttuğun tarafı dahi savunur ve senin yerine tartışmayı kazanırdım, hatta bunu aynı tartışmada sana yenilgiyi tattırdıktan kısa süre sonra bile yapabilirdim.

6 :: Çünkü Yeteri Kadar Soru Sormuyorsun

Çünkü otoriteyi sorgulamıyorsun.

Çünkü kendini sorgulamıyorsun.

Çünkü sen hayatta doğru yerde sorulmuş soruların, aksini iddia eden birisinin suratına doğru olduğunu bildiğin şeyi söylemenin ve saygılı bir şekilde itiraz etmenin gücünü bilmiyorsun. Gerçekliği sorgulamaktan acizsin; matrix tarzı bir monotonloğun içinde kendi kendine yüklediğin bir yaşam mücadelesi veriyorsun.

Çünkü konuşmana izin vererek seni mahvetmek için ihtiyacım olan bütün bilgileri bana söyleyeceğini biliyorum.

Çünkü ben insan davranışları üzerine çalışıyorum, sen ise kendinden başka herkesi görmezden geliyorsun.

Çünkü söylediğin şeyi nasıl söylediğini, ne söylediğini takip ettiğim kadar yakından takip ediyorum; ve sen çok fazla şey söylüyorsun!

Çünkü kontrol, tedavi edilemeyen bir lagore (hızlı ve çok konuşma) hastası gibi cehaletini kusmaktan değil, soracağın sorunun içeriğini düzgün bir şekilde oluşturmaktan gelir.

Çünkü sen fikirlerini toparlamak için bir saniyelik şans bulamadan ben senin savının dayanak noktalarını sıfırdan alıp inceler ve yerle bir ederim.

7 :: Çünkü Sen Gerçekle Baş Edemezsin

Çünkü sen bilmediğin şeyleri dahi bilmediğini kabul etmek istemiyorsun.

Çünkü İnternet’te, hayatın boyunca boşa harcadığın bütün zamanları telafi edecek bir makale yok.

Çünkü sana yarın her şeyin farklı olabileceğini söylesem bile sen bir şeyler yapmaya başlamak için yarın olmasını beklersin.

Çünkü sen öyle düşünmesen de ben çevremin bilincindeyim.

Çünkü seni kabul etmedeğim için bunun seni görmediğim anlamına geldiğini sanıyorsun.

Çünkü etrafındaki dünyadan bihaber yaşayıp gidiyorsun. Dilini bir kez olsun çıkarsan tadını alıp aslında ne kadar lezzetli olduğunu hemen fark edecek kadar yakınında olan gerçeklikten mutluluk içinde bihabersin.

Çünkü anında müptelası olurdun. Gerçeğin memesinden kendini çekemeyerek. Ve nihayet, kendi anlayış yoksunluğunu kavrayabilirdin ve görürdün gerçekten muhteşem işler başarmanı engelleyen tek şeyin sen olduğunu.

(Visited 4 times, 1 visits today)

Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.