Bayılıyorum kurumlardaki sportif yaklaşıma !

Zannediyorum kurumun yapısı ve kültürüne göre bu top oyunlarını daha kategorize etmeye ve anlamaya çalışmak mümkün…

Mesela futbol yada basketbol gibi tam ekip koordinasyonu gerektirenler,

bilardo, bowling yada tenis gibi daha bireysel olanlar,

ya da kurucular yurt dışı sermaye ise Amerikan Futbolu yada Beyzbol’a yakın olanlar,

veya kriketten ragbiye

hokeyden polo’ya açılanlar,

üst segmente geçip golf’e merhaba diyenler

vs vs.

Aslında çok heyecanlı, her kurum kendi kültürüne göre bir spor dalında uzmanlaşıyor bile denilebilir.

Ortada sürekli bir yerden diğer yere atılan, hedeflenen,

ulaşması için uğraşılan bir top var.

Aktiflik üst seviyede ve ilerleyiş neredeyse bu oyunların üzerine kurulmuş durumda.

İşinizdeki başarı kriterlerinden, kişisel ilerleyişinize, hatta günlük aksiyon listenizin oluşmasına kadar

oyunlar oldukça etkili !!!

😉

Şaka bir yana, sporu ve oyunları hayatımıza bu kadar alamamış olmakla birlikte,

top oyununa karşı kurum çalışanlarında bir heves olduğu doğru.

Ancak bu oyun daha çok yakar top’a benziyor…

Elindeki işi en yakın kişiye atan, üstten geleni alta yollayan,

yan ekipten geleni yönetime ileten,

üzerine iş almayan,

aldığı işi kime yaptıracağının peşine düşen,

en basit projede bu işin eşlenikleri kimdir (?)kime hangi görevleri paslayacağız (?)diye düşünen,

durumu bir hamlede çözmektense kimlerin çözebileceği ve yorum verebileceği ile ilgili mailler, cc’ler, telefonlar derken

yoğun bir trafik oluşturan

ama bir türlü sonuç ve çözüm odaklı olamayan kişiler tanıdık geldi mi?

Evet artık kurumsal liginizi kurmaya hazırsınız!

İşi kim mi yapacak?

Tabi ki top kimde kaldıysa…

(Visited 24 times, 1 visits today)