Hatırlıyor musunuz, her an ulaşılabilir olmadığımız zamanlar vardı. Cep telefonları ile başlayan, hat yoksa bile internet bağlantısıyla devam eden sonsuz erişim, teknolojiyle ulaştığımız bir imkan iken bir yandan da özel zaman sınırlarımızı kaldıran bir hapishaneye dönüyor. Muhtemelen günlük sohbetlerde sitemli bir şekilde yer alan bu konuya HR Executive tarafından hazırlanmış, Amerika kaynaklı bir makale ile bakalım; New York’ta işverenler ve çalışanlar, mesai dışı saatlerde erişilebilir olma konusu hakkında hangi fikirdeler?

İşverenlerin, mesai saatleri dışında iken, çalışanlarından e-postalarına cevap vermelerini beklemelerinin önüne geçilmeli midir?

New York Belediye Meclisi, özel sektörde işverenlerin çalışanlardan işle ilgili iletişim kanallarını –örneğin mail ve mesajları- mesai saatleri dışında da kontrol etme ve yanıtsız bırakmama talebinin önüne geçecek bir mevzuat üzerinde görüşmelerini sürdürüyor. (Bu durum, işverenlerin kontrol dışı sorumluluklar yüklemesine engel olabilecek ve işini ofis dışına taşımak istemeyenler üzerinde kurulabilecek baskılara imkan vermeyecek.)

Yasayı ihlal edecek şirketler, her defasında en az 250 dolar cezaya çarptırılacak.

New York’tan gelen bu öneri, Fransa’da kabul edilen benzer bir teklif model alınarak hazırlandı ve ABD tarihinde bir ilk teşkil ettiği düşünülüyor. Bununla birlikte Fransa’da yasa, çalışan sayısı 50 veya daha fazla olan şirketleri kapsayacak şekilde düzenlenmişken New York için bu sayı “10 veya daha fazla çalışan” olacak.

Belirtildiği gibi, tedbirlerin kapsamı oldukça geniş ancak belirlenmiş birkaç istisna mevcut: “acil durumlar” ve nöbet süreleri; devlet memuriyetinde olduğu gibi ki bunların da oluşturabileceği bazı soru işaretleri var. Yurt dışında çalışanlar için küresel ölçekte iletişim bu bağlamda nasıl ele alınacak? Mesai saatleri dışında ulaşılamamayı tercih eden çalışanların verimliliği bundan etkilenecek mi?

“Özel sektör, öğretmenlikten hemşireliğe, özel sermaye şirketlerinde CEO’luğa kadar pek çok meslek grubunu kapsıyor ve burada çalışanlar iş ve özel yaşamları arasındaki dengeyi korumak için , e-posta veya mesaj gibi araçlar kullanıyorlar.” diyor Kronos’taki The Workforce Institute’ün baş sorumlusu Joyce Maroney. Pek çok çalışanın, çocuklarıyla veya bakıma ihtiyaç duyan ebeveynleriyle ilgilenmek üzere işten erken çıkmak durumunda olabileceğini ve geceleri veya hafta sonları ulaşılabilir olup arayı kapatma esnekliğini destekleyebileceğini de ekliyor.

Fazla mesaiye kalmak konusunda son zamanlarda yaptıkları araştırmalarda, The Workforce Institute, maaşlı çalışanlarının %81’inin standart mesai saatleri dışında da çalıştıklarını belirtmiş ve yaklaşık üçte biri de haftada 3 günden fazla bu şekilde çalıştıklarını onaylamışlardır, %16’sı ise haftanın 5 ila 7 günü ek mesai yapmaktadır.

Araştırmaya göre, şirket yönetmelikleri fazla mesaiyi yasaklıyor olsa bile, katılımcıların %63’ü mesai bittikten sonra da işlerine devam ettiklerini söylemişlerdir.

“Çalışanların yükünü hafifletmeye yardımcı olma hedefinin yanında, mevzuatın, bu esnekliğe sahip olmak isteyen çalışanların standart çalışma saatleri olarak kabul edilen zaman diliminin dışında çalışabilecekleri bir şekilde düzenleneceğini umuyorum.”diyor Maroney.

Esnek saatler, çalışanlar tarafından çoğunlukla olumlu karşılansa da sürekli bağlantı halinde olmak, hem çalışanlara hem de şirketlere zarar verebilir çünkü yoğun stres altında olduğunu bildiren çalışanların üretkenliğinin azaldığı, bunun da bir işletmenin gelirini ve kârlılığını etkileyebileceği görülmüştür. Maroney’nin söylediğine göre, işverenler bu çatışmayı, İK profesyonellerinin liderliğinde iki yönlü bir iletişim kültürü oluşturarak çözebilir; iş beklentilerinin çalışanlara açık bir şekilde açıklandığı ve çalışanların ihtiyaçlarının üstleri tarafından da anlaşıldığı bir kültür.

İK liderleri, şirket genelinde diğer liderlerle birlikte çalışarak, bu tür konuşmaların gerçekleşebilmesi için bir güven veren, şeffaf ve açık bir ortam yaratabilir.” diyor Maroney. “Her şey yöneticiler ve çalışanlar arasında yapıcı yönde iletişimi teşvik eden bir kültürle başlıyor, böylece yöneticiler ihtiyaç duydukları üretkenliği ve kapsamı elde ediyor, çalışanlarsa ihtiyaç duydukları esnekliğe kavuşuyorlar.”

Yapılacak güncellemenin bu süreçleri kolaylaştırmasına veya zorlaştırmasına bakılmaksızın, New York Belediye Konseyinin tasarıyı bu yaz görüşmesi bekleniyor.

İşinizden ne kadar memnun olsanız, şirketinize ne kadar bağlı olsanız bile mesai bittikten sonra, hafta sonu, hatta belki de en çok tatil zamanında davetsiz misafir gibi gelen bu huzursuzluk duygusundan rahatsız olmanız muhtemel. Şirketin çalışanını şirketin organik bir parçası sayması gibi bir görüşün çalışanı -bu yüzden de- şirketin başarısını olumlu yönde etkileyebileceğini söylemek güç.

İş tanımlarının güvenliği içinde, beklenmedik durumlar için de gereken esnekliklerin iki tarafın mutabık olduğu koşullarda gerçekleştiği bir çalışma hayatı dilerim.

(Visited 9 times, 1 visits today)